Kapat

[:tr]Giyotinle İdam Hakkında Muhtemelen Duymadığınız 8 Bilgi[:]

Anasayfa Makaleler [:tr]Giyotinle İdam Hakkında Muhtemelen Duymadığınız 8 Bilgi[:]

[:tr]

Giyotin, yaklaşık 200 yıllık kullanım süresi boyunca, suçlulardan, devrimcilere, aristokratlardan, krallara ve hatta kraliçelere kadar uzanan on binlerce kurbanın kellesini koparmıştır. Fransız Devriminin simgesi olarak kullanılmış, 18. 19. ve 20. yüzyıllara kara bir leke olarak geçmiştir. İşte size kanlı katil Giyotin hakkında muhtemelen bilmediğiniz 8 bilgi…

Kökeni Ortaçağ’a kadar uzanmaktadır.

“Giyotin” adı 1790’lara ve Fransız Devrimine kadar uzanır, ancak benzer aletler yüzyıllar boyunca kullanılmıştır. Ortaçağda Almanya ve çevresinde “planke” adı verilen insanların başlarını kesmeye yaran bir alet kullanıldı, İngilizlerin Halifax Gibbet olarak bilinen sürgülü bir baltaları vardı, yani kafa kesmenin tarihi antik çağlara kadar uzanıyor olabilir. Fransız giyotini, muhtemelen önceki iki aletten esinlenildi: şöyle ki kayıtlarda 16. ve 18. yüzyıllar arasında yaklaşık 120 kişinin kafasının kesilerek idam edildiği bilgisi mevcut. Kayıtlara bakılırsa giyotinin ilkel hali Fransa Devrimi’nden çok çok önce Fransa’da kullanıldığını göstermektedir.

Başlangıçta insani bir uygulama yöntemi olarak geliştirildi.

Fransız giyotinin kökeni, Dr. Joseph-Ignace Guillotin’in Fransız hükümetine daha insancıl idam yöntemlerini kullanmasını önermesine yani 1789’un sonlarına kadar uzanır. Kişisel olarak idam cezasına karşı çıkmasına rağmen, Guillotin, hızlı bir şekilde başın kesilmesinin, çoğu zaman başarısız olan kılıç ve baltadan daha insancıl ve eşit bir uygulama olacağını savundu. Daha sonra Fransız doktor Antoine Louis tarafından tasarlanan ve Tobias Schmidt adlı bir Alman tarafından geliştirilen ilk prototip uygulamaya geçişi sağladı. Alet ilk resmi kurbanını Nisan 1792’de gözüne kestirdi ve mucitinin adı olan ve insanda dehşet verici hisler uyandıran “giyotin” adıyla anılmaya başladı.

 

Giyotin infazları kalabalık seyirci önünde yapılırdı.

1790’lı yılların ortalarında isyanlarla mücadele döneminde binlerce “Fransız devrimi düşmanı” giyotinlerin kurbanı oldu. Başlangıçta aletin çok hızlı ve hijyenik olduğunu görüldü ancak idamlar çok geçmeden eğlenceye dönüştü. İnsanlar giyotinin tüyler ürpertici işlevini seyretmek toplandı ve giyotin için şarkılar, espriler ve şiirler yazıldı. Seyirciler, gelen işportacılardan hediyelik eşyalar satın alıyorlar, kurbanların isimleri bir sunum eşliğinde okunuyor ya da yakındaki bir restoranda “Cabaret de la Giyotin” olarak seyircilere yemek veriliyordu. Gösteri bazen yuhalamalar eşliğinde gerçekleştiriliyordu. Birçok kişi idam edilmeden önce kurbanlarla alay ediliyor veya kurbanların son sözleri dinleniyordu, bazı seyirciler dans ediyordu. Giyotinin cazibesi 18. yüzyılın sonunda azaldı, ancak 1939’a kadar Fransa’da kamuya açık idamlar devam etti.

Halka Açık Yapılan Son İdam

 

Popüler bir çocuk oyuncağıydı.

Çocuklar sıklıkla giyotin infazlarına katılırlardı ve bazıları kendi minyatür giyotinleriyle evde oyunlar oynarlardı. 1790’lı yıllarda, iki ayak boyundaki, ağaçtan yapılan oyuncak giyotin Fransa’da çok popülerdi. Çocuklar, bebekleri ve hatta küçük kemirgenleri kesmek için tamamen faal durumda olan giyotinler kullandı ve bazı kasabalarda onları kötü bir etki yarattığı gerekçesiyle yasaklandı. Bazen giyotinler, lüks yemek masalarına dönüştü ve portatif olanlar ekmek ve sebze dilimlemek için kullanıldı.

Giyotin cellatları ülke çapında ün kazandı.

Giyotinin şöhreti arttıkça, cellatların da saygınlıkları arttı. Genellikle cellatlık bir aile işi oldu. Ünlü Sanson ailesinin birden fazla kuşağı, 1792-1847 yılları arasında devlet cellatı olarak görev yapmışlardı ve binlerce kişi arasında King Louis XVI ve Marie Antoinette’nin de idamında görev aldılar. İnsanlar sokaklarda Sansons ve Deiblers aileleri hakkında konuşuyordu ve giyim tarzları ülke modasına yön veriyordu. Azılı suçlular cellatların isimlerini dövme olarak yaptırıyordu.

Bilim adamları, kurbanların kesilen başlarında korkunç çalışmalar yaptı.

Kullanılmaya başlandığı günden itibaren, giyotin tarafından kesilen başın hala bilinçli olup olmadığı konusunda tartışmalar yaşanıyordu. Tartışmalar, bir cellat asistanının kurbanlardan birinin yüzünü tokaladığı 1793 yılında zirveye ulaştı ve seyirciler kurbanın yüzünde öfke belirdiğini iddia etti. Doktorlar daha sonra kurbanın hala gözlerini hareket ettirdiğini ispatlamak için kurbanın gözlerini açık tutması sağlandı ve kurbanın adı söylenerek bakıp bakmadığı test edildi veya tepki gösterip göstermeyeceğini anlamak için kesik başlara ateş tutuldu ve kimyasal madde döküldü. 1880’de Dassy de Lignieres adlı bir doktor,  konuşup konuşamayacağını görmek için, bir çocuk katilin başına kan bile pompaladı. Korkunç deneyler 20. yüzyılda son buldu.

Nazi Almanyası’nda kullanıldı.

Giyotin asıl olarak Fransa’ya özgüdür, ancak Hitler döneminde Almanya’da çok sayıda insan giyotinle idam edilmiştir. Adolf Hitler hükümeti, 1930’larda giyotinin resmi idam yöntemi olması için kanun çıkardı ve 20 giyotin kullanılmak üzre Almanya çapında şehirlere gönderildi. Nazi kayıtlarına göre, giyotin ile 1933-1945 yılları arasında yaklaşık 16.500 idam cezası uygulandı; birçoğu direnişçi ve siyasi muhaliflerdi.

1970’lere kadar kullanıldı.

Giyotin, 20. yüzyılın sonlarına kadar Fransa’nın resmi idam yöntemi olmaya devam etti. Hükümlü katil Hamida Djandoubi, 1977 yılında giyotinin son kurbanı oldu . Giyotinin 189 yıllık saltanatı, Eylül 1981’de son buldu.[:]