Enver Paşa, 4 Ağustos 1922’de Buhara bölgesindeki Abıderya yakınlarında, kurban bayramı sırasında baskın yapan bir Rus birliğiyle çarpışırken öldü. Birliğin komutanı Yakov Melkumov’du. Paşa’yı hangi askerin vurduğu ise kesin olarak bilinmiyor.
Enver Paşa Orta Asya’da ne arıyordu?
İsmail Enver, 1881 veya 1882’de İstanbul’da doğdu. 1908 Devrimi’nin “Hürriyet Kahramanı” oldu, I. Dünya Savaşı’nda Harbiye Nazırı olarak Osmanlı’nın savaş kararının başlıca isimlerinden biriydi.
Yenilginin ardından diğer önde gelen İttihatçılarla birlikte ülkeyi terk etti. Osmanlı askerî mahkemesi, imparatorluğu savaşa sokmak ve savaş sırasındaki eylemler gibi suçlamalarla onu gıyabında yargıladı ve idama mahkûm etti.
Sonraki yıllarda Berlin ve Moskova arasında dolaştı, Bolşeviklerle de ilişki kurdu. Anadolu hareketine dönme umudu sonuçsuz kalınca Türkistan’a yöneldi ve Bolşeviklere karşı savaşan Basmacılar’ın başına geçti.
4 Ağustos 1922’de ne oldu?
Kurban bayramıydı. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Enver Paşa, Belcuvan bölgesindeki Abıderya köyünde askerleriyle bayramlaşırken Rus baskınına uğradı. Yanındaki yaklaşık otuz atlıyla karşı koydu ve Çegan Tepesi mevkiinde çarpışırken öldü.
Naaşı Abıderya köyünde toprağa verildi. Eşyaları önce Taşkent’e, sonra Moskova’daki askerî müzeye gönderildi.
Enver Paşa’yı kim öldürdü?
Elimizdeki kaynaklar baskını Yakov Melkumov komutasındaki birliğe bağlar. Kurşunu kimin sıktığına dair tek bir güvenilir isim yoktur. “Şu kişi vurdu” diye aktarılan anlatılar, belgelerle kesinleşmiş sayılmamalıdır.
Mezarı nerede?
Bugün İstanbul’da, Şişli’deki Abide-i Hürriyet Tepesi’nde. Konu, Süleyman Demirel’in Eylül 1995’teki Tacikistan gezisinde gündeme geldi. Naaş 3 Ağustos 1996’da İstanbul’a getirildi. Ertesi gün, ölüm yıl dönümünde kılınan cenaze namazının ardından Abide-i Hürriyet’e defnedildi. Yani Enver Paşa, 74 yıl sonra ülkesine döndü.
Neden tartışmalı bir isim?
Hayranları için cesur bir kahraman ve Turan idealinin sembolü, eleştirenleri için ise imparatorluğu felakete sürükleyen bir komutandır. Bu eleştirilerin en keskin örneği, Sarıkamış Harekâtı’dır.
