DOSYA HABER | TARİH
Spot:
1910’da İstanbul’un sokak köpekleri toplandı ve Marmara Denizi’ndeki ıssız Sivriada’ya bırakıldı. Sayılarının 80 bin dolayında olduğu aktarılan hayvanlar, suyu ve bitkisi olmayan adada açlıktan ve susuzluktan öldü. Ada o günden sonra başka bir adla da anıldı: Hayırsızada. Peki yüzyıllarca köpekleriyle birlikte yaşayan bir şehir bu noktaya nasıl geldi?
Kaynak: Bu dosya; İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün “Dört Ayaklı Belediye” sergisine ilişkin yayınlar, olayı konu alan derlemeler ve basın arşivinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Köpek sayısı, olayın yılı ve satış planı konusunda kaynaklar arasında farklar vardır; bunlar metinde belirtilmiştir.
Şehrin dört ayaklı sakinleri
İstanbul’da sokak köpekleri, şehrin fethinden Tanzimat dönemine kadar geçen yaklaşık dört yüzyıl boyunca mahalle hayatının olağan bir parçasıydı. Şehre gelen yabancılar bu manzarayı yazmadan geçemedi: Fransız şair Alphonse de Lamartine 1833’te, Amerikalı yazar Mark Twain ise 1867’de İstanbul’un köpeklerini anlattı. İngiliz gezgin Julia Pardoe, köpekler için sokaklara bırakılan saman barınakları ve su kaplarını kaydetti. Amusing Planet
Köpekler sahipsizdi ama kimsesiz değildi. Her mahallenin köpeği belliydi; mahalleli onları besler, onlar da sokağı yabancılara karşı bekler, çöpleri temizlerdi. Bu yüzden köpeklere dokunmak isteyen her yönetim karşısında önce İstanbul halkını buldu.
Modernleşmeyle değişen bakış
19. yüzyılda şehir yönetimine Batılı bir düzen getirme çabası, köpeklere bakışı da değiştirdi. Sokak köpekleri artık kimilerine göre geri kalmışlığın, kirin ve hastalığın işaretiydi. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün 2016–2017’de açtığı “Dört Ayaklı Belediye: İstanbul’un Sokak Köpekleri” sergisi, hikâyeyi tam da bu iki döneme ayırarak anlatmıştı: Fetihten Tanzimat’a uzanan birlikte yaşam ve ardından gelen modernleşme dönemi. Time Out İstanbul – sergi tanıtımı
Aktarılanlara göre köpekleri adalara sürme fikri 1910’dan önce de denendi. Sultan II. Mahmud döneminde köpekler toplanıp adaya gönderildi, ancak halkın tepkisi üzerine geri getirildi. Sultan Abdülaziz döneminde aynı girişim tekrarlandı; ardından çıkan büyük bir yangın halk arasında köpeklerin ahına bağlandı ve karar yine geri alındı. Cumhuriyet
Köpeklerden gelir elde etme planı
20. yüzyılın başında meseleye bir de ekonomik hesap eklendi. İstanbul’daki Pasteur Enstitüsü’nün müdürü Dr. Remlinger’in önerisi soğuk bir muhasebe tablosuydu: Şehirdeki 60–80 bin köpeğin her biri 3–4 frank ederdi; toplam değer 200–300 bin frank tutuyordu. Remlinger, şehir dışında gazla itlaf yapılacak tesisler kurulmasını, hayvanların derisinin, yağının ve kemiğinin işlenmesini, gelirin de hayır işlerine aktarılmasını öneriyordu.
Köpeklerin Fransız şirketlerine satılması için görüşmeler yapıldığı da aktarılır. Bu noktada anlatımlar ayrışır: Bir anlatıma göre yönetim halkın tepkisinden çekinerek plandan vazgeçti; bir başkasına göre Fransız tarafı anlaşmadan çekildi ve toplanan köpekler adaya bırakıldı. Bilkent Üniversitesi – öğrenci araştırması (2020)
1910: Toplama ve sürgün
Karar, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra, İttihat ve Terakki döneminde uygulandı. İstanbul Şehremini Suphi Bey’in emriyle belediye ekipleri köpekleri toplamaya başladı. Fransız yazar Pierre Loti’nin aktardığına göre bu işi şehir halkından kimse üstlenmek istemedi; toplama işinde çalıştırılanlar köpekleri demir maşalarla yakalayıp kayıklara doldurdu.
İstanbullular karşı koymaya çalıştı. Pek çok kişi mahallesinin köpeklerini evine, dükkânına, hatta kışlalara sakladı. Yine de yaklaşık 80 bin köpeğin toplanıp deniz yoluyla Sivriada’ya taşındığı aktarılır. Kimi hayvanlar daha yolculuk sırasında öldü.
Adada ne oldu?
Sivriada, Prens Adaları’nın en ıssızlarından biridir: Yaklaşık 0,05 kilometrekarelik, ağaçsız ve susuz bir kaya parçası. Bizans döneminde imparatorların gözden düşenleri kapattığı bir sürgün yeriydi. Köpekler buraya yiyecek ve su bırakılmadan çıkarıldı.
Tanıklıklara göre hayvanların ulumaları günlerce, haftalarca karşı kıyılardan duyuldu. Köpeklerin çoğu açlıktan ve susuzluktan öldü. Bir kısmı birbirini parçaladı, bir kısmı da yüzerek kaçmaya çalışırken boğuldu. Adadan sağ dönen olmadığı kabul edilir.
Olay bununla da bitmedi. Şehreminine atfedilen bir ifadeye göre adaya gönderilenlerin ardından şehirde 30 bin köpek daha bulunmuş ve bunlar da “yavaş yavaş” ortadan kaldırılmıştı.
Ada neden “Hayırsız” oldu?
İstanbul halkı olanları unutmadı ve cezasız kalacağına da inanmadı. Sürgünden iki yıl sonra, 1912’de Marmara’da şiddetli bir deprem oldu; İstanbul ve Tekirdağ çevresi büyük hasar gördü. Aynı yıl başlayan Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devleti Rumeli’deki topraklarının büyük bölümünü kaybetti. Halk arasında bu felaketler köpeklerin ahına bağlandı; Sivriada da “Hayırsızada” diye anılır oldu.
Yanlış bilinenler ve belirsiz noktalar
- Olay 19. yüzyılın başında değil, 1910’da yaşandı. Daha eski girişimler vardır, ancak kitlesel sürgün II. Meşrutiyet döneminin işidir. Bazı kaynaklar tarihi 1911 olarak verir.
- “80 bin” kesin bir sayım değil, tahmindir. Dönemin kaynaklarında şehirdeki köpek sayısı için 60–80 bin aralığı geçer.
- Karar tartışmasız alınmadı. Halkın köpekleri saklaması ve sonradan yayılan “lanet” inancı, uygulamanın toplumda karşılık bulmadığını gösterir.
- Köpekler şehirden silinmedi. Sokak köpekleri bugün de İstanbul’un gündelik hayatının bir parçası.
Hafızadaki iz
Sivriada’ya 2012’de, orada ölen köpeklerin anısına bir anıt dikildi. Olay sinemaya da konu oldu: Serge Avédikian’ın canlandırma filmi “Chienne d’histoire” 2010’da Cannes Film Festivali’nde kısa film dalında Altın Palmiye kazandı.
Hayırsızada, bugün sokak hayvanlarıyla ilgili her tartışmada yeniden hatırlanıyor. Çünkü hikâye yalnızca köpeklerle ilgili değil: Bir şehrin “düzen” adına neyi gözden çıkarabileceğini ve o şehrin insanlarının buna ne kadar direnebileceğini de anlatıyor.
Kaynakça
- Cumhuriyet, “Hayırsızada katliamı: 80 bin köpek önce toplatıldı sonra ölüme terk edildi”, 28 Mayıs 2024.
- Amusing Planet, “The Hayirsizada Dog Massacre”, Kasım 2021.
- Time Out İstanbul, “The Four-Legged Municipality: Street Dogs of Istanbul”, 30 Kasım 2016 (İstanbul Araştırmaları Enstitüsü sergisi; küratör Ekrem Işın, danışman Catherine Pinguet).
- Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü, “The Great Dog Massacre in late Ottoman İstanbul: The history of ‘Hayırsız Ada’”, öğrenci araştırması, 2020.
- Wikipedia (İngilizce), “Sivriada” maddesi (genel başvuru).
İleri okuma
- Catherine Pinguet, İstanbul’un Köpekleri, Yapı Kredi Yayınları.
- Ekrem Işın (haz.), Dört Ayaklı Belediye: İstanbul’un Sokak Köpekleri, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 2016.
