Nolan’ın Odyssey’inde Anlatılmayan Troya: Hitit Tabletlerindeki Wilusa ve Kral Alaksandu

Çanakkale’deki Troya ören yerinde sergilenen tahta at

DOSYA HABER | TARİH

Spot:
Christopher Nolan’ın “The Odyssey” filmi Homeros’u ve Troya’yı yeniden dünyanın gündemine taşıdı. Ancak Troya’nın, Homeros’un destanlarında yer almayan bir kaydı daha var: Hitit başkenti Hattuşa’nın arşivinden çıkan çivi yazılı tabletler. Bu tabletlerde şehrin adı Wilusa, krallarından birinin adı ise Alaksandu. Üstelik bu belgeler, destanların yazıya geçirilmesinden yüzyıllar önce, olayların yaşandığı çağda kaleme alındı.

Kaynak: Bu dosya; Hitit metinlerine ve Troya kazılarına ilişkin genel başvuru kaynakları ile filmin gösterimine dair güncel haberlerden yararlanılarak hazırlanmıştır. Wilusa’nın Troya ile özdeşliği bilim dünyasında yaygın kabul görür, ancak kesin olarak kanıtlanmış değildir; metinde tartışmalı noktalar ayrıca belirtilmiştir.

Çanakkale’de, Hisarlık’taki Troya Antik Kenti’nin surları. Fotoğraf: Jorge Láscar, Wikimedia Commons (CC BY 2.0).

Film Troya’yı yeniden gündeme getirdi

17 Temmuz 2026’da vizyona giren “The Odyssey”, İthaka Kralı Odysseus’un Troya Savaşı’ndan sonraki dönüş yolculuğunu anlatıyor. Film gösterimdeki ilk on gününde dünya genelinde 639,6 milyon dolar hasılata ulaştı; 24 Saat Türkiye’de ilk haftasında yaklaşık 488 bin kişi tarafından izlendi. TGRT Haber Gazeteci Yıldıray Oğur’un aktardığına göre filmin ardından Türkiye’de Homeros kitaplarının satışı yüzde 559 arttı. Karar

İlgi yalnızca sinemayla sınırlı kalmadı. Troya Müzesi, film henüz çekilmeden yönetmene bir açık mektup yayımlamış, Odysseus’un yolculuğunun Troya’dan başladığını hatırlatarak Nolan’ı Çanakkale’ye davet etmişti. Habertürk

Homeros’un destanları MÖ 8. yüzyıl dolaylarında bugünkü biçimini aldı; anlattıkları olaylar ise Geç Tunç Çağı’na, yani kabaca MÖ 13.–12. yüzyıllara yerleştirilir. Arada yüzyıllar var. Hitit tabletleri bu boşluğu dolduran tek yazılı tanıktır: Onlar, Tunç Çağı’nın kendi içinden konuşur.

Hititlerin bildiği şehir: Wilusa

Hattuşa’da bulunan tabletlerde, Batı Anadolu’da Wilusa adlı bir ülkeden söz edilir; onunla birlikte anılan bir başka yer adı da Taruisa’dır. 1924’te İsviçreli Hititolog Emil Forrer cesur bir öneride bulundu: Wilusa, Homeros’un İlios’u; Taruisa ise Troia olmalıydı. Forrer aynı metinlerde geçen Ahhiyawa’yı da Homeros’un Akhalarıyla, yani Miken Yunanlarıyla ilişkilendirdi. Wikipedia (İng.) – Wilusa

Önerinin dilbilimsel bir dayanağı vardı. Homeros’un dizelerindeki ölçü, “İlios” adının başında eskiden bir “w” sesinin (digamma) bulunduğunu gösterir: Ad bir zamanlar “Wilios” diye söyleniyordu. Bu biçim, Hititçe Wilusa’ya çarpıcı ölçüde yakındır.

Yine de Forrer’in önerisi onlarca yıl tartışmalı kaldı. Sorun coğrafyaydı: Hitit metinlerindeki Batı Anadolu ülkelerinin haritada tam olarak nereye düştüğü bilinmiyordu.

Bir kaya yazıtı haritayı değiştirdi

Düğümü çözen, İzmir’in Kemalpaşa ilçesi yakınlarındaki Karabel kaya anıtı oldu. İngiliz Hititolog J. David Hawkins 1998’de anıtın üzerindeki Luvi hiyeroglif yazıtını okudu: Kabartmadaki kişi, Mira kralı Tarkasnawa’ydı. Böylece Hititlere bağlı Mira Krallığı’nın konumu sabitlendi. Mira’nın yeri belli olunca komşusu Seha Nehri Ülkesi kuzeye, Hitit mektuplarında onun da ötesinde gösterilen Wilusa ise Troas’a, bugünkü Biga Yarımadası’na yerleşti. Wikipedia (İng.) – Karabel relief

Bugün Wilusa’nın Troya olduğu görüşü genel kabul görüyor. Ancak bu bir “kesin kanıt” değil, güçlü bir çıkarımdır; Wilusa için başka konumlar öneren araştırmacılar da vardır.

Alaksandu Antlaşması

Wilusa’nın en ayrıntılı kaydı, MÖ 1280 dolaylarında yapılan bir antlaşmadır. Taraflardan biri Hitit Büyük Kralı II. Muvatalli’dir; birkaç yıl sonra Kadeş’te Mısır Firavunu II. Ramses’le savaşacak olan kral. Öbür taraf ise Wilusa kralı Alaksandu’dur. Wikipedia (İng.) – Alaksandu

Antlaşma eşitler arasında değildir: Wilusa, Hitit kralına bağlı bir krallıktır. Alaksandu, Hitit karşıtı faaliyetleri haber vermek ve Hitit seferlerine asker göndermekle yükümlüdür. Bu nedenle Wilusalı askerlerin Kadeş’te Hitit safında savaşmış olabileceği düşünülür.

Metin, dostluğun eskiliğini de vurgular. Muvatalli, Alaksandu’nun seleflerinden Kukkunni ile kendi dedesi I. Şuppiluliuma arasındaki dostluğu hatırlatır ve Hatti ile Wilusa arasındaki ilişkiyi üç yüzyıldan daha eskiye, I. Hattuşili dönemine kadar götürür.

Troya Müzesi’nde sergilenen, II. Muvatalli ile Alaksandu arasındaki antlaşmayı içeren Hitit tableti. Fotoğraf: Dosseman, Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0).

Alaksandu, Homeros’un Paris’i mi?

İlyada’da Troya prensi Paris’in bir adı daha vardır: Aleksandros. “Alaksandu” adı ise Anadolu’nun ad geleneğine uymaz; büyük olasılıkla Yunanca Aleksandros’un çivi yazısındaki karşılığıdır. Eğer öyleyse bu, “Aleksandros” adının bilinen en eski kaydıdır.

Benzerlikler bununla bitmez. Antlaşmada Wilusa adına tanık gösterilen tanrılardan biri Apaliunas’tır; bu ad genellikle Apollon’la eşleştirilir. Apollon, İlyada’da Troyalıların en büyük ilahi koruyucusudur.

Burada durup bir çekince koymak gerekiyor. Alaksandu, Troya Savaşı için önerilen tarihlerden en az yarım yüzyıl önce yaşadı. Onun Homeros’un Paris’i olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur. Bazı araştırmacıların dile getirdiği olasılık daha mütevazıdır: Wilusa sarayında gerçekten böyle bir adın bulunduğu ve bu hatıranın sözlü gelenek yoluyla yüzyıllar sonra destana ulaşmış olabileceği.

Wilusa yüzünden çıkan anlaşmazlık

Hitit arşivinde Wilusa’nın adı başka belgelerde de geçer ve tablo hiç de sakin değildir:

  • Manapa-Tarhunta Mektubu: Kötü korunmuş bu belgede, Hitit kralının Wilusa üzerindeki denetimini yeniden kurmak için ordu gönderdiğine değinilir.
  • Tawagalawa Mektubu: Hitit kralı, Ahhiyawa kralına yazarken iki taraf arasında Wilusa konusunda geçmişte yaşanmış bir anlaşmazlığa gönderme yapar.
  • Milawata Mektubu: IV. Tuthaliya, tahtından indirilen Wilusa kralı Walmu’nun kendisine gönderilmesini ister; onu yeniden tahta oturtmak niyetindedir. Bu, Wilusa’nın Hitit kayıtlarındaki son anılışıdır.

Yani Hitit belgelerinde Wilusa; kralları devrilen, Hitit ordusunun müdahale ettiği, Hatti ile Ahhiyawa arasında gerilim konusu olmuş bir yerdir. Ancak hiçbir Hitit belgesi Ahhiyawalıların Wilusa’ya saldırdığını, şehri kuşattığını ya da yıktığını söylemez. Hititolog Trevor Bryce’ın uyarısı bu yüzden önemlidir: Eldeki malzeme ne kadar azsa, onu istenen sonuca uydurmak o kadar kolaylaşır.

Toprak ne söylüyor?

Hisarlık’taki höyükte üst üste binmiş yerleşim katmanlarından ikisi Homeros’un Troya’sı için aday gösterilir. Güçlü surlarıyla bilinen Troya VI, MÖ 1300 dolaylarında yıkıldı; yıkımın en olası nedeni depremdir, şehir yanmamıştır. Hayatta kalanların kurduğu Troya VIIa ise MÖ 1180 dolaylarında, yangın ve saldırı izleri taşıyan bir tabakayla sona erer. Wikipedia (İng.) – Troy

1988–2005 arasında Manfred Korfmann’ın yönettiği kazılar, kalenin çevresinde bir aşağı şehir ve savunma hendeği ortaya çıkardı. Buna göre yerleşim 20–30 hektarlık bir alana yayılıyor, yani önceden sanılandan çok daha büyük bir kenti gösteriyordu. Bu yorum, 2001–2002’de tarihçi Frank Kolb’le sert bir tartışmaya da yol açtı.

Tunç Çağı Troya’sında bugüne dek bulunan tek yazılı belge, Luvi hiyeroglifleri taşıyan bronz bir mühürdür. Küçük ama anlamlı bir buluntu: Troya’nın yüzünün yalnızca Ege’ye değil, Anadolu’ya da dönük olduğunu gösterir. Kazıları 2014’ten bu yana Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Rüstem Aslan’ın başkanlığındaki ekip sürdürüyor.

Troya hakkında yanlış bilinenler

  • “Truva” adı Türkçe değil, Fransızca okunuşun mirası. “Truva”, Homeros çevirilerinin Fransızcadan yapıldığı dönemden kalma “Troie” söyleyişine dayanır. Arkeoloji literatüründe ve müzenin adında “Troya” kullanılır.
  • “Priamos Hazinesi” Priamos’un değil. Heinrich Schliemann’ın bulup Kral Priamos’a mal ettiği hazine, MÖ 2400 dolaylarına, yani Homeros’un anlattığı çağdan yaklaşık bin yıl öncesine aittir. Bir bölümü İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde, büyük bölümü ise Moskova’daki Puşkin Müzesi’ndedir.
  • “Hektor’un intikamını aldık” sözünün belgesi yok. Atatürk’e atfedilen bu söz için ilk kaynak olarak Sabahattin Eyüboğlu’nun Mavi ve Kara kitabı gösterilir; orada da kaynak belirtilmez. Benzer bir sözü Fatih Sultan Mehmed için tarihçi Kritovulos aktarır: Ona göre padişah 1462’de Troya kalıntılarını gezmiş ve bu şehrin intikamını almanın kendisine nasip olduğunu söylemiştir.
  • Troya Savaşı kanıtlanmış bir olay değil. Şehre bir Yunan saldırısı yapıldığını doğrulayan yazılı ya da arkeolojik kesin bir kanıt bulunmuyor.

Destanın ardındaki krallık

Hitit tabletleri Troya Savaşı’nı kanıtlamaz; Akhilleus’tan, Hektor’dan ya da tahta attan söz etmez. Ama başka bir şeyi gösterir: Homeros’un şehri bir masal ülkesi değildi. Adı bilinen kralları, yaptığı antlaşmalar ve çağının en büyük gücüyle yazışmaları olan Anadolulu bir krallıktı.

Troya 1998’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. 2018’de açılan Troya Müzesi ise ören yerinin hemen yanında, Tevfikiye köyünde ziyaretçilerini bekliyor. Film bittiğinde hikâyenin gerisini merak edenler için adres belli: Çanakkale.

Kaynakça

  • 24 Saat, “Christopher Nolan’ın The Odyssey filmi gişe rekoru kırdı”, 31 Temmuz 2026.
  • TGRT Haber, “Odyssey ne zamana kadar vizyonda?”, 24 Temmuz 2026.
  • Yıldıray Oğur, “Troya neden ‘bizim’ olamadı?”, Karar, 26 Temmuz 2026.
  • Habertürk, “Troya Müzesi’nden Nolan’a mektup: Truva’ya bekliyoruz!”.
  • Wikipedia (İngilizce), “Wilusa”, “Alaksandu”, “Karabel relief” ve “Troy” maddeleri (genel başvuru).

İleri okuma

  • J. David Hawkins, “Tarkasnawa King of Mira: ‘Tarkondemos’, Boğazköy Sealings and Karabel”, Anatolian Studies 48, 1998.
  • Joachim Latacz, Troy and Homer: Towards a Solution of an Old Mystery, Oxford University Press, 2004.
  • Trevor Bryce, The Trojans and Their Neighbours, Routledge, 2006.
  • Gary Beckman, Trevor Bryce, Eric Cline, The Ahhiyawa Texts, Society of Biblical Literature, 2011.

Kapak görseli: Fotoğraf: Jorge Láscar, Wikimedia Commons (CC BY 2.0); kırpılarak kullanılmıştır.

Yazı gezinmesi

Mobil sürümden çık